{ Malzemeler } { Olta Takımları }
(Sarkıtmalar) (Çapariler) (Kamışlar) (Makineli Takımlar)![]() Olta : Başta da anlatıldığı gibi mantara sarılmış (makineli takımda makaraya sarılır) yakalanacak balığın cinsine ve boyuna uygun kalınlıkta, av yapılan derinliğe uygun uzunlukta olan ve ucu boşta olan ipe (misina) olta denir. Oltada kullanılan misinanın çapı ve uzunluğu önemlidir. Çap yakalanması planlanan balığı çekecek kadar güçlü ama görüntü vermeyerek balığı ürkütemeyecek kadar da ince olmalıdır, uzunluk büyük balık avında takıma yüklenen balığın misinayı koparmaması için balığa yol (kaloma) verecek kadar yedekli olmalıdır. Beden : Oltanın ucuna doğrudan veya bir fırdöndü yardımı ile eklenen oltadan daha ince kalınlıkta misinadır. uzunluğu takımın cinsine göre 30-40 cm. den 7 - 8 kulaca kadar olabilir. Buradan anlaşılacağı gibi beden standart eleman olmayıp yakalanması planlanan balığın cinsine, yaşam yerine, beslenme alışkanlıklarına göre değişik boy ve yapıda olabilir. Bu farklı uygulamalar balıkların anlatıldığı bölümlerde her balığa özgü olarak ayrı ayrı ele alınacaktır. Bedenin en önemli görevi balığa oltayı hissettirmemek ve görüntü vermemektir. Bedenin ucuna doğrudan iğne bağlanabildiği gibi bazen de bedene köstek ilave edilerek iğneler kösteklere bağlanır. Dişli balıkların avında (lüfer, turna) balık bedeni kesmesin diye çelik bedenler veya çelik teller kullanılır. Bu durum istisnadır ve sadece bu durumlarda beden oltadan daha sağlamdır. Son yıllarda özellikle iri balıkların avında beden olarak örgü misina kullanılması yaygınlaşmıştır. Bu durumda da örgü misinanın kopma kuvvetinin oltadan az olmasına dikkat edilir. Neden örgü kullandığına gelince; örgü misinalar (olta ipleri) çok küçük çaplarda oldukça büyük yükler taşıyabilirler. Bu şekilde örgü misina kullanılması bedenin daha da ince ama sağlam olmasını temin ettiğinden tercih edilmektedir. Ama bu yöntem hem örgü olta iplerinin normal misinaya göre çok pahalı olması, hem de örgü iplerde çok çabuk gam oluşması ve iyi düğüm tutmaması nedeni ile dikkatle kullanılması gereken bir yöntemdir. Normalde eğer bir zorunluluk veya geleneksel bir durum yoksa beden ve köstekler renksiz saydam (beyaz) misinadan yapılır. Balık cinslerine göre farklı beden uygulamaları olabilir.. Köstek : Genelde bedene bağlanan bir ucunda da iğne olan bedenden daha ince, yakalanacak balığın cinsine göre 10-15 cm. veya biraz daha uzun misina parçasıdır. Köstek takımdaki en ince misinadır. Demek ki misina kalınlığına göre sıralarsak olta, beden ve köstek olacaktır. Bunda amaç takım bir yere takıldığında, iri balık veya başka bir nedenle kopma noktasına geldiğinde en ince yerin kopması geri kalan takımın sağlam kurtarılmasıdır, Tabii bu arada en önemli amaç olan balığa görüntü vermeme ve oltayı hissettirmeme işi de akıldan çıkartılmamalıdır; ayrıca bilinmelidir ki beden ve köstek doğrudan balığı yakalayan kısım olduğundan ne kadar ince olurlarsa takım o kadar avcı olur. Takım kalınlaştıkça hem sağır olur hem de görüntü vererek balığı korkutur. Köstekler de beden gibi standart eleman değildir. Yani balığa ve amaca göre boyu ve miktarı değişir. Köstek boyu ve sayısı değiştikçe beden uzunluğu da değişecektir. Kösteğin takımda kullanıma nedenlerinden biri de tabii iğne sayısını arttırarak yakalama şansını ve bir defada yakalanacak balık sayısını arttırmaktır. Ama bu çok fazla köstek çok fazla balık anlamında olmaz. Örneğin fazla köstekle uzun olmuş beden nedeni ile iğnelerin bir kısmı balıkların bulunduğu sudan aşağıda veya yukarıda kalır böylece çalışmaz. Uzun beden ve fazla sayıda kösteğin getirdiği kullanma zorluğu da cabası tabii. Bazı uygulamalarda kösteğin bedene bağlandığı tarafa köstek üstünde fazla büyük olmayan bir kasa yapılır ve bedene bu şekilde bağlanır. Bunda amaç beden tarafında kalan çift kat misina nedeni ile kösteğin bedenden açık durarak daha iyi görev yapmasını sağlamaktır. Köstek oltada zorunlu eleman olmayıp bazı takımlarda köstek bulunmaz, iğne doğrudan bedene bağlanır. ![]() Sarkıtmalar
Bunların en geneli üç köstekli takımlardır, hata o kadarki bu takıma genelde üçlü veya üç köstekli de denir. İsteğe ve ihtiyaca göre iki veya dört köstekli olarak da düzenlenebilir ama genelde beş köstek ve fazlası çapari olarak sayılacağından daha fazla köstek konmaz. Bu takımlar iki şekilde düzenlenebilir; birincisi iskandilin uçta olduğu tiptir. Resimde solda en baştaki takım buna örnektir. Çok iri olmayan her türlü balığın özellikle de taş balıklarının avında kullanılır. Yeter uzunlukta olta ipinin ucuna bir fırdöndü ve fırdöndünün diğer ucuna da 70 - 80 santim uzunluğunda beden bağlanarak takımın ana hatları ortaya çıkar. Beden genelde olta ipinden daha ince misinadan seçilir ve ucunda bir iskandil kasası yapılır. İstenirse ilk fırdöndüden sonra olta ipi kalınlığında 80 santim kadar bir parça eklenir bunun ucuna ikinci bir fırdöndü bağlanır, beden ikinci fırdöndünün boş gözüne bağlanır. Bu araya konan parçaya kolçak denir. Yine de kolçak bu takımlarda sık kullanılan bir eleman değildir. Mezgit gibi oltaya gam yaptıran balıkların avında veya akıntı nedeni ile takımda oluşan gam miktarını azaltmak amacı ile kullanılabilir. Köstekler beden de incedir ve boyu 10-12 santimi pek geçmez. Takımın yapımında uyuma dikkat etmeli, fırdöndüden olta ipine, iğneden köstek boyuna tüm elemanlar birbirleri ile uyumlu olmalıdır. Avı yapılan balığa göre takımın kalınlıkları ve uyumu o balığa ilişkin sayfalarda ayrıca belirtilmektedir. Takımın kullanılması dip yapısına ve akıntının durumuna göre değişir. Temiz, kumlu diplerde iskandil kuma yatırılarak takım iskandili dipten kasmayacak kadar gergin tutulursa hassas olur. Balık vurunca hafifçe çalınarak iğnenin oturması sağlanır. Dibi taşlık, kayalık ilişken olan yerlerde ise iskandil dibe oturtulmaz dipten 10-15 santim kadar yukarıda tutularak hem yemlere hareketlilik sağlanır hem de olası takılmaların önüne geçilmeye çalışılır. Takımı kullanırken en çok hangi iğnelere balık geldiğine dikkat etmek gerekir. Eğer tüm iğneler eşit olarak balık alıyor ise sorun yoktur. Ama genelde balık daha çok en alt iğnelere geliyor ise verimi arttırmak için takımı yeniden düzenlemek gerekir. İlk deneme köstek boylarını ve beden boyunu kısaltmak olmalıdır. Bundan sonuç alınmaz ise o halde iskandili hafifletip bedenin gerisine alarak; ağırlığı ortada olan sarkıtmalara çevrilir ve yeldirme gibi kullanılır. Bu verimi arttırsa bile takımın indirilirken çok dikkat gerektirmesi aksi halde karışarak bozulması ve çok yavaş çalışma gereği nedeni ile sıkıcı olabilir. Derin ve akıntı olmayan veya sert akıntılı yerlerde daha da zordur ve pek uygulanmaz; normal akıntılı yerlerde ise serbest indirilen takımda akıntı, bedeni oltadan uzak tutarak karışmayı önleyeceği için daha hızlı ve başarılıdır denebilir. Kuvvetli akıntısı olan dip yamaçlarının başları, kayalık burun başları gibi yerlerde üç köstekli takımda biraz daha değişiklik yapmak gerekir ve ağırlık ortaya alınabilir. Resimlerden soldan ikincisi böyle bir takıma örnektir. Özellikle taş balıklarının avında ve soğuk sonbahar günlerinde iyi sonuçlar verir. Takımın farkı kullanılan iskandilin iki ucunun da delikli olmasıdır, bu iskandile mavruka denir ve bir ucuna iki köstekli beden bağlanırken ikinci gözüne de bir köstek bağlanarak yine üç köstekli takım elde edilir. En uçtaki kösteğin boyu 20 hatta akıntı durumuna göre 40 santime kadar olabilir. Tabii kösteğin uzatılabilmesi için akıntının hızlı olması gerekir. Dibin durumu ne olursa olsun bu takım kullanılırken iskandil dibe oturtulmaz; dipten uç kösteğin uzunluğu kadar yukarıda tutulur. Akıntı sert ise, uç köstek akıntı ile uzanacağından dipten uzaklaşır böylece takım biraz daha aşağı indirilebilir. Bu takımla, yani üç köstekli takımla, izmarit, mezgit, istavrit, kolyoz, uskumru, mercan, ispari, karagöz, hani, lipsoz, lahos, eşkina gibi pek çok balık tutulabilir. Takımın yemleri balığa göre değişmekle beraber midye, karides, sülünez, balık eti, garos gibi çok çeşitlidir. ![]() Çapariler
Çapariler çok köstekli olduklarından köstek boyları genelde kısa tutulur; hafif takımlarda bu 10-12 santimi geçmez, ağır takımlarda ise durum tamamen farklıdır köstek boyları 35-40 santime kadar uzatılabilir. Çaparideki köstek sayısı hafif takımlarda kullanım yerine göre 5 den 20 ye kadar olabilir. Köstek sayısının artması kullanımı zorlaştırdığından amatörler kendi yetenek ve becerilerine göre istedikleri miktarda köstek kullanabilirler. Genel uygulamada hafif takımlarda sandalda 10 veya 15 köstek olur daha fazla istenirse ya bir yardımcı sandalda bulunmalı veya ilave bir donanım yapılmalıdır. Bu donanım için sandal içinde rahatça ayağa kalkılıp çalışabilecek kadar büyük olmalı ve ikisi baş tarafta karşılıklı, ikisi de ortalarda karşılıklı olarak sandalın postaları arasına sıkıştırılarak dikilmiş 4 adet dikme olmalıdır. Çapari çekilirken ilk gelen köstekte balık varsa çabukça alınıp köstek dikmelerden birine tutturulur, çapari çekilmeye devam eder ikinci dikmeye takılacak kadar çekilince, ele gelen köstek ikinci dikmeye tutturulur ve bu şekilde devam edilir. Böylece çapari bedeni 4 dikme üzerine asılmış olur. Palamut çaparisi gibi ağır takımlarda ise köstek sayısı 40-50 den az olmaz. Genelde 50 köstek kullanılır.
Sandaldan çapari kullanımı da iki türlüdür. Biri hafif takımlarda sarkıtma usulü indirmedir. Bu aynen kıyıdan yapıldığı gibi uygulanır. Dibe inene kadar çeşitli derinliklerde durarak takım kol boyu bir kaç kez sallanır tekrar inmeye devam edilir. Dibe kadar balık vurmaz ise dipten 0,5-1 metre kadar yukarıda takım kol boyu kadar sallanarak tüylü iğneler hareketlendirilir, vuruş olmaz ise çekilip tekrar indirilir. Eğer inişte sık sık iğneye rastgele çarpma yolu ile yakalanmış balıklar çıkıyor ise sizin çaparide bir eksik var demektir ya renk ya da donatımı uygun değildir. Çapariyi değiştirerek tekrar deneyin. Sandaldan sarkıtma uygulamasında sandal ya demirlenir ya da açıkta alargaya bırakılarak akıntı ile sürüklenmesi sağlanır, bu şekilde geniş bir alan taranmış olur. Yalnız sürüklenme sırasında sürütme gibi sandaldan açarak değil de sarkıtma gibi sandala yakın kullanmak gerekir. Sandaldan uygulanan ikinci yöntem sürütmedir. Yani çapari sandaldan indirilerek ya kürek veya motor yardımı ile yürütülen sandalın peşinden sürütülür. Böylece kösteklerin açılarak balığın ilgisini çekmesi sağlanır. Bu yöntem hem ağır hem de hafif takımlarda uygulanabilir. Çaparinin toplanmasına gelince; toplamaya bedenin olta tarafından başlanır, ilk köstek ve ondan sonra gelen köstek düğümü üst üste gelecek şekilde bir halka oluşturulur. Üçüncü kösteğin düğümü de sol elin baş ve işaret parmakları arasında tutulan köstek düğümlerinin üstüne getirilirken aynı halkanın oluşmasına dikkat edilmelidir. Köstek araları farklı uzunluklarda olursa, ortaya çıkan halkalarda farklı çaplarda olur ve hem toplama hem açma zorlaşır. Bu şekilde devam ederek tüm köstek düğümleri sol elin baş ve işaret parmakları arasına alınır, bu arada köstekler de oluşan halkaların içinde aşağı doğru sarkık vaziyette kalırlar. Bedenin iskandil tarafı da halkalara uygun çapta sarılır; iskandil kasasından birkaç santim öncesinden kalan uç halkaların içinden geçirilerek halkalar emniyete alınır, dağılmaları önlenir; daha sonra tüm köstekler bir araya toplanarak serbest uçla onların da etrafı sarılır ve kalan son kısım tekrar halkaların üzerine sarılarak toplama işlemi tamamlanır. Bu işlem biraz el ve göz alışkanlığı gerektirir ama sadece çapariler değil tüm köstekli takımlar bu şekilde toplanırlar. Açarken de önce iskandil kasası halkaların üzerinden açılır en son bedenin olta tarafına ulaşılacaktır. Eğer siz olta tarafımdan başlarsanız elinizde karışmış, atmaktan başka çareniz olmayacak bir çapari kalır. ![]() Makineli Takımlar
Sabit makaralı makinelerde iki tip fren sistemi bulunur. Bunlar prensipte aynı olmakla birlikte frenin bulunduğu yer itibarı ile farklılık gösterir. Bazı makinelerde frenin kuvvetini ayarlayan fren arkada iken bazı makinelerde fren sistemi öndedir ama çalışma sistemleri tamamen aynıdır. Kuvvetli makinelerde fren çok diskli sistem ile sağlanır. Frenin kullanımı oldukça basit olmakla beraber iyi ayarlanması ustalık ve tecrübe gerektirir. Fren ayarı misinanın kopma yükünden biraz daha az olacak şekilde kurulmalıdır. Bunu ayarlamak elbette zordur en iyisi atış anında freni hafif gevşek bırakmak eğer fren kullanmayı gerektirecek boyda bir balık yakalanırsa balığın direncine göre ayarlamaktır.
Makaraya misina çok sarılırsa atım esnasında makaradan fırlayarak karışabilir, az sarılırsa boşalması zorlaşır ve uzun mesafe atışı başarılı olmayabilir. En doğru sarımı makaranın üst kenarından 2 - 3 mm. aşağıda kalacak kadar misina sarmaktır. Makaraların hangi çaptan ne kadar misina saracakları üstlerinde yazar. Buradan da makaranın gücüne ilişkin bilgi edinilebilir. Makara hangi misinadan 100 metre sarıyorsa çekme kapasitesi o misinanın kapasitesi kadardır denir. Bu nedenle makinenin kapasitesini aşabilecek, tavsiye edilenden kalın misina sarmak fayda değil zarar getirebilir. Sabit makaralı makina ne demek? Sabit makaralı sistemlerde olta ipi çekildiğinde makara serbestçe dönmez ancak fren gevşetilirse o zaman makara kendi etrafında dönebilir ve bir miktar misina bırakır. Bu işlem için olta ipine uygulanması gereken çekme kuvveti sürtünme freninin ne kadar gevşetildiğine bağlıdır. Serbest makaralı sistemlerde ise sürtünme freni dışında makarayı kontrol eden ayrı bir fren sistemi vardır. Bu fren gevşetildiğinde olta ipinin çekilmesi ile makara kendi etrafında serbestçe döner. Ancak Yem-Kontrol-Freni denen bu fren sistemi iri balıkları çekmekte kullanılan asıl sürtünme freni gibi çalışmaz. Bu sistemlere serbest makaralı makina denir.
Kamışlar
Yanda en yaygın kullanılan üç tür kamış görüyorsunuz. 1 Numaralı olanı teleskopik denilen yani parçaları iç içe geçerek toplanan tersi yapılarak açılan kamış; 2 numaralı olanı Avrupa' da çok yaygın olarak kullanılan ve teleskopikten daha sağlam ve verimli olduğuna inanılan iki parçalı geçmeli kamıştır. Bu tip kamışların teleskopiklerden daha sağlam olduğu ilk başta doğruydu çünkü her ek yeri potansiyel bir kırılma noktasıdır, ama teknolojinin gelişmesi ile bu fark kapandı, artık teleskopik kamışlarda gayet hafif ince ve sağlam olabiliyorlar. Bu arada geçmelilerin taşıma ve muhafazası oldukça zordur. Örneğin 3m. boyunda geçmeli bir kamış söküldüğünde 1,65 boyunda iki parça olur ki amatörü taşıma esnasında zorlar. 3 Numaralı olanı kamış üstteki her iki tipin kombinasyonudur ve özellikle dip oltası için geliştirilmiştir. Çok uçlu (Multi Picker) olarak yapılan kamışın bir kısmı teleskopiktir son uç parçası ise geçmeli olarak takılır. Üç adet olan uç parçalarının her biri ayrı sertliktedir. Yemlikli dip takımı ile kullanılır. Hazırlanan takım atılarak dibe çökmesi beklenir, daha sonra sertçe çekilerek dipte düzgün olarak yatması sağlanır. Kıyıya paralel uzatılan kamış, misinayı gerdirip takımı uca yükleyerek takma ucun hafif eğilmesini sağlayacak şekilde dikmeler üstüne konur ve geçme ucun hareketleri dikkatle izlenir. Son geçme uç oltaya en ufak dokunmayı tespit edecek kadar ince ve hassastır. Balık vurunca titreşerek hemen haber verir, balık yakalanınca da neredeyse tamamen eğilir, amatöre de tasmalayıp çekmek kalır. Yakalanması planlanan balığın boyuna göre de farklı sertlikteki geçme uçlar kullanılır. Her kamış boyu ve ağırlık atma kapasitesi ile tanımlanır. Bu bilgiler kamışın üstünde sapa yakın kısmında yazar. Mesela 3,30 m. 30-60 gr. yazısı kamışın 3,30 metre boyunda ve 30-60 gram arası ağırlık atma kapasitesine sahip olduğunu gösterir. 30 gr. Kamışa astığınızda uçta hissedilecek en küçük ağırlığı gösterir bu yük kamış ucunu hafifçe eğebilir; 60 gr. ise kamışı kırma riski olmadan atabileceği en fazla ağırlıktır. Bundan fazla ağırlığın atılması da pratikte mümkün olmakla beraber kamışın kırılma riski yüksektir, denemeseniz daha iyi olur. Bu değerlere test değerleri de denir. Test değerleri ne kadar büyükse kamış o kadar güçlüdür denebilir. İyi firmaların verdiği test değerleri güvenilirdir, sahte kamışlarda ise buna pek güvenmemeniz daha alt değerlerde çalışmanızı tavsiye ederim. Amerikan ve İngiliz firmalarının iç piyasalarında kendi birim sistemlerine göre boy ve test değerlerini verirler. Boy tamam da test değeri biraz kafa karıştırıcıdır. Mesela 2 lbs. (libre veya pound) yazan kamışın gram cinsinden değeri nedir? 1 libre 455 gramdan 2 libre 910 gram, olur bu sayıyı 16 ya bölünce 57 çıkar. Demek ki bizim kamış en fazla 57 veya 60 gram ağırlık atar. Yandaki şekilde tanımlanan kamışın taşıma gücü ile atma kapasitesi arasında da bir ilişki vardır. Atma kapasitesi ne kadar büyükse statik taşıma kapasitesi de o kadar büyüktür. Hesaplanması luxor metodu denen bir yolla yapılır. Buna göre bir kamışın en fazla atma kapasitesi kamışın uçta taşıma gücünün 1/50si kadardır. Kamışlar boylarına ve atma kapasitelerine göre çok hafif, hafif, orta ve ağır sınıf kamışlar olarak gruplara ayrılır. Aslında bu sınıflamada asıl rolü atma ağırlığı oynamakla beraber boy da bu değerle uyum içinde olduğundan birlikte göz önüne alınabilirler. Sınıflamada tatlı su ve deniz kamışları kendi içlerinde ayrı ayrı sınıflanırlar. Bunun nedeni tatlı sularda kullanılan kamışların denizdeki büyük derinlikler, kuvvetli dip akıntıları, büyük dalgalar ve daha iri sert balıklar karşısında yetersiz kalmasıdır. Sonuçta çok kesin bir kural ve ayrım olmamakla beraber; tatlı su kamışlarında 1-7 gr. çok hafif, 3-15 gr. hafif, 7-30 gr. orta, 30-60 gr ve üstü kamışlar da ağır sınıftandır. Deniz kamışlarında 10-40 gr. hafif, 40-80 gr. orta, 80-150 gr. ve üstü kamışlarda ağır sınıftan sayılır. Boylar ise kullanım amacına göre değişir mesela kıyıdan kullanımda daha uzun, sandaldan kullanımda ise daha kısa kamışlar gerekir. Kamışa göre olta ipi seçiminde ise tabii ki kamışın kapasitesi göz önüne alınmalıdır. Fikir vermesi bakımından DAM firmasının çeşitli balıklar için tavsiye ettiği tablo alttadır.
|